Huzurlu, mutlu akşamlar dilerim 😘 Yumuşacık kıvamda pastane açmalarını asla aratmayacak hatta laf aramızda onlardan bile daha güzel bir tarif ile huzurlarınızdayım.
HAYATA DAİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYATA DAİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Kasım 2021 Pazar
15 Ağustos 2019 Perşembe
Myra Gold Pırlanta
Parıltı, zerafet ve asaletin kadının zarif, hassas ve narin teninde buluştuğu vazgeçilmez aksesuarımızdır altın...
Pırlanta, Sonsuz aşkın ve bağlılığın sembolü...
Nadir oluşudur, Onu değerli kılan...
22 Temmuz 2019 Pazartesi
Almanya’da üniversite eğitimi almanın ücretsiz olduğunu biliyor musunuz?
Almanya’da üniversite eğitimi almanın ücretsiz olduğunu biliyor musunuz? Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var.
Ülkedeki yüksek öğrenim kurumlarında, özellikle mühendislik (yazılım, bilgisayar, inşaat mühendisliği gibi) ve diğer teknik bölümler ön planda olsa da, tıp, sosyal bilimler, turizm, spor bilimleri, hukuk ve mimarlık, lojistik gibi bölümlerin neredeyse tamamında, akademik ve pratik anlamda büyük araştırma fırsatlarının sunulduğunu, aynı zamanda bu programlarda İngilizce eğitim alındığını da belirtmekte büyük fayda var...
Etiketler:
BÜLTEN,
HAYATA DAİR
3 Nisan 2019 Çarşamba
Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) Tanımadaki 6 belirti
Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) tanımada 6 belirti
Disleksi (özel öğrenme güçlüğü), çocuğun bireysel ve standart test uygulamaları sonucu saptanan okuma, yazma ve matematik alanında; yaşı, okul durumu ve zekâ yönünden beklenene oranla düşük olmasıdır.
Çocuğun öğrenme problemleri, akademik başarısını, okuma, yazma ve matematik becerisi gerektiren günlük etkinliklerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Disleksi’nin tek tedavisinin erken tanı ve bununla birlikte verilecek erken eğitim olduğunu kaydeden Özel Eğitim Uzmanı Hasan Hüseyin Yıldırım, şunları söyledi:
Disleksi (özel öğrenme güçlüğü), çocuğun bireysel ve standart test uygulamaları sonucu saptanan okuma, yazma ve matematik alanında; yaşı, okul durumu ve zekâ yönünden beklenene oranla düşük olmasıdır.
Çocuğun öğrenme problemleri, akademik başarısını, okuma, yazma ve matematik becerisi gerektiren günlük etkinliklerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Disleksi’nin tek tedavisinin erken tanı ve bununla birlikte verilecek erken eğitim olduğunu kaydeden Özel Eğitim Uzmanı Hasan Hüseyin Yıldırım, şunları söyledi:
25 Aralık 2018 Salı
PALM YAĞI NEDİR?
Bitkisel bir yağ olan palm yağının dünyada en çok tüketilen yağ türü olduğunu biliyor muydunuz?
Dünya nüfusunun yaklaşık %55’i palm yağını kullanmaktadır. Bununla birlikte palm yağı diğer bitkisel yağlara kıyasla birçok konuda üretici ve tüketici açısından daha avantajlı konumdadır.
Etiketler:
BÜLTEN,
HAYATA DAİR
1 Aralık 2018 Cumartesi
Grip deyip geçmeyin! Devam eden soğuk algınlığı tehlikeli olabilir!
Grip deyip geçmeyin! Devam eden soğuk algınlığı tehlikeli olabilir!
Kışın soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara yakalanmamak için sihirli bir ilaç bulunmadığını belirten Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, bu hastalıklardan korunmak için koruyucu ve destekleyici yöntemleri disiplinle uygulamanın en önemli anahtar nokta olduğunu vurgulayarak, “Bu yöntemlerin arasında, sık el yıkama alışkanlığının edinilmesi, farklı renkteki meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesi ve bu hastalığa yakalanmış kişilerden uzak durulması korunmanın temeli. Meyve ve sebzeleri bol tüketmek en etkili grip ilacı” dedi.
İki haftadan uzun sürüyorsa dikkat
Etiketler:
BÜLTEN,
HAYATA DAİR
28 Nisan 2018 Cumartesi
Moderya.Com Alışverişim
Merhabalar hepinize,
Bugün sizlere Moda ve Giyim Markası Moderya.com 'dan yapmış olduğum alışverişimden bahsetmek istiyorum.Internet üzerinden e-ticaret satışı yapan firmaların bizler için ne kadar büyük zaman tasarrufu sağladığını hepimiz biliyoruz aynı zamanda saatlerce dolaşıp yorulmamıza gerek kalmaksızın bir tıkla alışverişimizi tamamlıyabiliyoruz..
Lakin ben bir büyük beden oluşum nedeni ile birbirinden güzel ürünlere internet üzerinden ulaşıyor olmama rağmen alışverişim sonrasında yaşayabileceğim problemler nedeniyle ister istemez kendimi geri çekiyordum ve internetten alışverişi karşı duruyordum.
Fakat Moderya Com isimli e-ticaret firması üzerinden yapmış olduğum son alışverişim fikrimi bir hayli değişti doğrusu ...
Fkrinizi neden değiştirdiniz diye soracak olursanız eğer hemen açıklayayım efendim, Moderya.Com 'dan tercih etmiş olduğum bütün ürünlerin bedenime uygun olması beni bir hayli mutlu etti sitede bir kaç saat geçirdim diyebilirim.Çünkü o kadar çok güzel alternatifler vardı ki kararsız kaldım ama akabinde kendim için bu güzellikleri almayı uygun buldum.
Kadın giyimi üzerine birçok çeşit mevcut olan sitede gömlek, bluz, tişört ,hırka, kazak, tunik, triko , elbise ,pantolon, ceket, mont, trençkot, eşofman takımı, pijama takımı ve gecelikler bulabilmeniz mümkün...
Önümüzdeki günlerin yaz olması nedeniyle ben bu ürünleri tercih ettim pembe ve siyah benim vazgeçilmezim bunu artık sağır sultan dahi duydu diyebilirim...
Bugün sizlere Moda ve Giyim Markası Moderya.com 'dan yapmış olduğum alışverişimden bahsetmek istiyorum.Internet üzerinden e-ticaret satışı yapan firmaların bizler için ne kadar büyük zaman tasarrufu sağladığını hepimiz biliyoruz aynı zamanda saatlerce dolaşıp yorulmamıza gerek kalmaksızın bir tıkla alışverişimizi tamamlıyabiliyoruz..
Lakin ben bir büyük beden oluşum nedeni ile birbirinden güzel ürünlere internet üzerinden ulaşıyor olmama rağmen alışverişim sonrasında yaşayabileceğim problemler nedeniyle ister istemez kendimi geri çekiyordum ve internetten alışverişi karşı duruyordum.
Fakat Moderya Com isimli e-ticaret firması üzerinden yapmış olduğum son alışverişim fikrimi bir hayli değişti doğrusu ...
Fkrinizi neden değiştirdiniz diye soracak olursanız eğer hemen açıklayayım efendim, Moderya.Com 'dan tercih etmiş olduğum bütün ürünlerin bedenime uygun olması beni bir hayli mutlu etti sitede bir kaç saat geçirdim diyebilirim.Çünkü o kadar çok güzel alternatifler vardı ki kararsız kaldım ama akabinde kendim için bu güzellikleri almayı uygun buldum.
Kadın giyimi üzerine birçok çeşit mevcut olan sitede gömlek, bluz, tişört ,hırka, kazak, tunik, triko , elbise ,pantolon, ceket, mont, trençkot, eşofman takımı, pijama takımı ve gecelikler bulabilmeniz mümkün...
Önümüzdeki günlerin yaz olması nedeniyle ben bu ürünleri tercih ettim pembe ve siyah benim vazgeçilmezim bunu artık sağır sultan dahi duydu diyebilirim...
Etiketler:
HAYATA DAİR,
REKLAM
30 Haziran 2017 Cuma
Prof.Dr. Kaya Emerk’in adı, BİODPC’in Eğitim Salonu’na verildi...
Prof.Dr. Kaya Emerk’in adı, BİODPC’in Eğitim Salonu’na verildi
Prof.Dr. Kaya Emerk Eğitim Salonu açıldı…
Kalbimdeki değeri çok büyük olan Sevgili Oya Emerk 'in değerli eşi Prof. Dr.Kaya Emerk'in adının BİODPC Eğitim Salonuna verilmiş olması büyük onur…
Ülkenin önde gelen invitro diagnostik firmalarından BİODPC, yeni tasarımladığı eğitim salonu ve kütüphanesine, Prof.Dr. Kaya Emerk’in adını verdi. Kuruluşundan beri gerek yeni teknolojilerin araştırılmasında, gerekse şirket elemanlarının eğitiminde önemli bir rol oynamış olan Prof.Dr. Kaya Emerk, ayrıca şirketin bilimsel yayını olan News And Views dergisinin de editörlüğünü de yapmıştı.
12 Ekim 2016 Çarşamba
Karaca’dan Türkiye’de ve Dünyada Bir İlk , Gerçek İnciden Üretilen “FINE PEARL” Yemek Takımı ile Hayallerin Ötesine Geçiyor
Tasarımlarıyla sofraların vazgeçilmezi olan Karaca, dünyada bir ilki gerçekleştirerek, gerçek inci kullanılarak üretilen yemek takımı “Fine Pearl”ü şıklık ve zarafet arayan kadınların beğenisine sunuyor.
29 Eylül 2016 Perşembe
Markaların kaderi mağazalarda yazılıyor. Her 10 kişiden sadece 2’si, mağazaya girdiğinde sürekli kullandığı markayı satın alıyor...
Alışverişçilerin %70’i, satın alma kararını mağaza içerisinde veriyor...
‘Markaların kaderi, mağaza içinde yazılıyor’ diyerek sözlerine başlayan REM People Yönetim Kurulu Üyesi Emre Haraççıoğlu, şunları söyledi: “Yapılan araştırmalarda, alışverişçilerin %70’i, satın alma kararını büyük oranda mağazanın içinde veriyor. Alışveriş kararları mağaza içerisinde verildiğine göre, markaların mağazalardaki görünürlük başarısı büyük önem kazanıyor. Pazarlamacılar, mağazalardaki marka imajını güçlendirmek için daha akılcı ve hedefe yönelik programlar geliştirmelidir ve bu programlar güçlü tanzim teşhir uygulamalarıyla desteklenmelidir” dedi.
3 Mart 2016 Perşembe
Annem ve Onsuzluk…
Merhabalar Sevgili Blogcanlarım,
Uzun zamandır tarif paylaşamıyordum sizlerle sebebi belli ,yüreğim paramparça ,kalp özlem dolu ve prenses annem hayatımdaki o koskoca yerini bırakıp ebedi hayatına yol aldı…
Beni yoksunluğa dair gam yüklü ,kederli günlerde yalnızlığımla başbaşa bıraktı ve gitti…
Elbette ki tercih hakkı yoktu bu Rabbim'in emriydi…
Alışmak çok ama çok zor kelimeler dahi yetersiz kalıyor ona olan sevgimi , özlemimi ,hüznümü , kederimi , yoksunluğu, kısacası tariflere sığamayacak kadar büyük bir boşluk var artık şu fani hayatımda.
Hani bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallarda ,onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine denir de mutlu sonla biter ve bir tatlı huzur kaplar içinizi , işte bizim masalımızda bir varmış ,bir yokmuş misali dün vardı bugün yok hüzne bulandı onsuz , sonsuz günler ,tarifi mümkün dahi olmayan hisler…
7 Ocak 2016 benim ailemle birlikte olan mutluluk masalımın son perdesini kapattı.
Oysa ki ne büyük hayallerim ve umutlarım vardı yarınlara dair , büyük derken öyle çokta uçsuz bucaksız istekler değildi hani sağlıklı, mutlu günlerde her zaman ki gibi huzurla bir arada yaşlanmaktı dileğim o hep benimle olsundu o bana yeterdi , o benim iç huzurum , mutluluğumdu…
Bir ayak şişmesi ile başlayan ve ardı sıra gelen hastalıklar silsilesi , polyanna misali iyi olacağına inandığım tüm hayallerim suya düştü daha doğrusu toprağa indi.
Prensesim, meleğim, annelerin birtanesi artık toprağın altında ve ben onunla artık yalnızca rüyalarda buluşuyorum.
Evet içinizden geçenleri biliyorum hayat bu ,Allah böyle istemiş ve olmuş, kader bu ya , bir tek senin annen değil ki ölen , diyenleriniz vardır haklısınız belki ama size ne söylesem zaten sizin geri dönüşleriniz dahi beni teselli etmiyor , edemiyor...
Sizin hiç annenizi öldü mü?
Benim öldü ve ben de onsuzlukla yanıp kavruldum...
On yıldan beri bazı saatler ve günler dışında her anını annesiyle geçiren bir insan için anne demek, ne demek ?
Uzun zamandır tarif paylaşamıyordum sizlerle sebebi belli ,yüreğim paramparça ,kalp özlem dolu ve prenses annem hayatımdaki o koskoca yerini bırakıp ebedi hayatına yol aldı…
Beni yoksunluğa dair gam yüklü ,kederli günlerde yalnızlığımla başbaşa bıraktı ve gitti…
Elbette ki tercih hakkı yoktu bu Rabbim'in emriydi…
Alışmak çok ama çok zor kelimeler dahi yetersiz kalıyor ona olan sevgimi , özlemimi ,hüznümü , kederimi , yoksunluğu, kısacası tariflere sığamayacak kadar büyük bir boşluk var artık şu fani hayatımda.
Hani bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallarda ,onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine denir de mutlu sonla biter ve bir tatlı huzur kaplar içinizi , işte bizim masalımızda bir varmış ,bir yokmuş misali dün vardı bugün yok hüzne bulandı onsuz , sonsuz günler ,tarifi mümkün dahi olmayan hisler…
7 Ocak 2016 benim ailemle birlikte olan mutluluk masalımın son perdesini kapattı.
Oysa ki ne büyük hayallerim ve umutlarım vardı yarınlara dair , büyük derken öyle çokta uçsuz bucaksız istekler değildi hani sağlıklı, mutlu günlerde her zaman ki gibi huzurla bir arada yaşlanmaktı dileğim o hep benimle olsundu o bana yeterdi , o benim iç huzurum , mutluluğumdu…
Bir ayak şişmesi ile başlayan ve ardı sıra gelen hastalıklar silsilesi , polyanna misali iyi olacağına inandığım tüm hayallerim suya düştü daha doğrusu toprağa indi.
Prensesim, meleğim, annelerin birtanesi artık toprağın altında ve ben onunla artık yalnızca rüyalarda buluşuyorum.
Evet içinizden geçenleri biliyorum hayat bu ,Allah böyle istemiş ve olmuş, kader bu ya , bir tek senin annen değil ki ölen , diyenleriniz vardır haklısınız belki ama size ne söylesem zaten sizin geri dönüşleriniz dahi beni teselli etmiyor , edemiyor...
Sizin hiç annenizi öldü mü?
Benim öldü ve ben de onsuzlukla yanıp kavruldum...
On yıldan beri bazı saatler ve günler dışında her anını annesiyle geçiren bir insan için anne demek, ne demek ?
Yüreğimde kopan fırtına misali varın siz tarif edin işte…
O benim aldığım nefes gibiydi , teninin yumuşacık pamuk kalbi gibi olan sıcaklığında ,onun kanatları altında mutluluktan uçan bir evlat olarak çok güzel günler geçiriyordum. ..
O benim aldığım nefes gibiydi , teninin yumuşacık pamuk kalbi gibi olan sıcaklığında ,onun kanatları altında mutluluktan uçan bir evlat olarak çok güzel günler geçiriyordum. ..
Ve arkamı yasladığım dağım biricik babamı kaybettikden sonra benim tek sığınağım oldu annem .
Ama artık yok…
O benim annem , canım , kanım , prensesim , dostum , arkadaşım , dert ortağımdı.
Evet artık beni bırakıp gitti ve ben onsuz çok ama çok yalnızım…
Benim sevgi masalım malesef çok mutsuz bitti ve annem dializ ardından eve gelip yemeğini yedikten hemen sonra kollarımda can verdi…
Ne eşimin yaptığı kalp masajı ne de hemen ardısıra gelen ambulans doktorunun müdahalesi yetmedi O 'nu bana kavuşturmaya…
İnanamadım , inanmak istemedim sabaha kadar yaşadığın inandım , eve gelen ambulans doktoruna da diğer doktorumuz da inanamadım.
O benim annem , canım , kanım , prensesim , dostum , arkadaşım , dert ortağımdı.
Evet artık beni bırakıp gitti ve ben onsuz çok ama çok yalnızım…
Benim sevgi masalım malesef çok mutsuz bitti ve annem dializ ardından eve gelip yemeğini yedikten hemen sonra kollarımda can verdi…
Ne eşimin yaptığı kalp masajı ne de hemen ardısıra gelen ambulans doktorunun müdahalesi yetmedi O 'nu bana kavuşturmaya…
İnanamadım , inanmak istemedim sabaha kadar yaşadığın inandım , eve gelen ambulans doktoruna da diğer doktorumuz da inanamadım.
Halen içimde yaşadığına dair tuhaf bir his vardı yada öyle olsun istediğimden olsa gerek sabaha kadar içime çeke çeke öptüm , kokladım o miisss gibi kokusunu sıcacık ve yumuşacık tenini dokunarak içimde hissettim, taaa ki Zincirlikuyu Mezarlığında Gasilhane'de o beyaz kefene sarıldığı anın her saniyesine şahitlik edene dek inanmadım....
Daha doğrusu kendimi kandırdım.
O yeşil örtülü tabuta ,beyaz kefen içersinde yerleştiğinde kalbime bir hançer daha saplandı , cenaze aracına binen insanları gördüğüm zaman hep içimi bir hüzün kaplardı ve hemen ardından dua ederdim…
Bu kez ben o aracın içersindeydim ne büyük bir acı ki yeşiller içersinde trafikte ilerliyordum ve onu kara bir toprağa emanet edecektim.
Ve ettik de oysa ki daha dün birlikteydik , mezarına dayımların kollarında yerleştirildi ardından üzerine , birer birer tahtaları yerleştirildi ve tuhaf bir seramoni ile gözleri yaşlı başları eğik , marur , üzgün bir halde, tüm yakınları birer birer kara toprak attı, mezarının üzerine ve ben her atışlarında paramparça oldum lâkin tuhaf bir şekilde Rabbim sabrını verdi isyan etmedim ,hıçkıra hıçkıra ağlayamadım gözyaşlarımı içime akıttım , ne tuhaf bir duygu ve ne tuhaf bir yoksunluk lâkin hemen ardısıra keder yüklü bir huzur kapladı içimi , artık benim melek prensesim çok sevdiği eşine , babasına , kardeşine kavuşmuş ve onların yanında huzura uzanıp yatıyordu.
Herkes çekildikten sonra yalnız kaldım anneciğimle , bu sefer yüzyüze ,ten tene ,can cana değil de dualar eşliğinde ,beni ansızın bırakıp gittiği için mezarına boş boş bakarak ağladım gözyaşlarıyla uğurladım bitanemi…
Varoluş sebebim , canparem , meleğim rahat uyu bitanemmmmmm.
Mekânın cennet olsun annem...
O yeşil örtülü tabuta ,beyaz kefen içersinde yerleştiğinde kalbime bir hançer daha saplandı , cenaze aracına binen insanları gördüğüm zaman hep içimi bir hüzün kaplardı ve hemen ardından dua ederdim…
Bu kez ben o aracın içersindeydim ne büyük bir acı ki yeşiller içersinde trafikte ilerliyordum ve onu kara bir toprağa emanet edecektim.
Ve ettik de oysa ki daha dün birlikteydik , mezarına dayımların kollarında yerleştirildi ardından üzerine , birer birer tahtaları yerleştirildi ve tuhaf bir seramoni ile gözleri yaşlı başları eğik , marur , üzgün bir halde, tüm yakınları birer birer kara toprak attı, mezarının üzerine ve ben her atışlarında paramparça oldum lâkin tuhaf bir şekilde Rabbim sabrını verdi isyan etmedim ,hıçkıra hıçkıra ağlayamadım gözyaşlarımı içime akıttım , ne tuhaf bir duygu ve ne tuhaf bir yoksunluk lâkin hemen ardısıra keder yüklü bir huzur kapladı içimi , artık benim melek prensesim çok sevdiği eşine , babasına , kardeşine kavuşmuş ve onların yanında huzura uzanıp yatıyordu.
Herkes çekildikten sonra yalnız kaldım anneciğimle , bu sefer yüzyüze ,ten tene ,can cana değil de dualar eşliğinde ,beni ansızın bırakıp gittiği için mezarına boş boş bakarak ağladım gözyaşlarıyla uğurladım bitanemi…
Varoluş sebebim , canparem , meleğim rahat uyu bitanemmmmmm.
Mekânın cennet olsun annem...
Etiketler:
HAYATA DAİR
27 Ağustos 2014 Çarşamba
Yitip Giden Küçük Bir Kalbe Veda...
Duygularımı nasıl ifade ederim bilemem ama, şu an içim kan ağlıyor desem yeridir…
Görmeden sevdiğim dostluğuna ve samimiyetine inanıp güvendiğim ve canım dediğim Sevgili Deryayla Lezzetler Blogunun sahibesi benim canım ablamın yüreğine öyle bir ateş düştü ki bu ateş 14 yaşına kadar ne emekler verilerek büyütülmüş bir evladın ölüm acısı …
Rabbim tatlı dünya telaşları içersinde yeni yuvasında yerleşme hazırlıkları yapan Derya Ablamı malesef ki evlat acısıyla sınıyor…Acısını içimde ta yüreğimin derinliklerinde hissettiğim o minik canın , melek oğlunun mekanı cennet olsun inşallah..Rabbim başka acılar göstermesin … Allah sabırlar versin Derya ablacım sana ve tüm yakınlarına …
Tüm blogger arkadaşlarım da sanırım benimle aynı karışık ve acı dolu duygular içersindedir eminim...
Sanal alemin , sanal dostluklarından bahseder durur bazı insanlar evet gerçek olmayan bir dünyada malesef ki hayatın acı gerçekleriyle yüzleştiğimiz zaman herkes kenetlenmiş hep bir ağızdan aynı duyguları farklı şekillerde dile getiriyor nihayetinde hepimiz insanız ve gerçek hep aynı …
Bu acı gerçek ve Rabbimin Takdiri biz ne dersek diyelim acısını hafifletmeye yetmez ve yetmeyecek elbetteki acısı her geçen gün katlanarak büyüyecek yüreğinde ,elbetteki hayat devam ediyor lakin acılı ve eksik …Nur içinde uyu küçük melek ahirette annenin şefaatçisi olman şu an için Ablamızın en büyük tesellisi…Sözün bittiği yer bu tabiri sevmem aslında ama bu gerçek malesef ki yadsınamaz…
Rahat ve nurlar içinde uyu günahsız melek…Dualarımızdasın…
Görmeden sevdiğim dostluğuna ve samimiyetine inanıp güvendiğim ve canım dediğim Sevgili Deryayla Lezzetler Blogunun sahibesi benim canım ablamın yüreğine öyle bir ateş düştü ki bu ateş 14 yaşına kadar ne emekler verilerek büyütülmüş bir evladın ölüm acısı …
Rabbim tatlı dünya telaşları içersinde yeni yuvasında yerleşme hazırlıkları yapan Derya Ablamı malesef ki evlat acısıyla sınıyor…Acısını içimde ta yüreğimin derinliklerinde hissettiğim o minik canın , melek oğlunun mekanı cennet olsun inşallah..Rabbim başka acılar göstermesin … Allah sabırlar versin Derya ablacım sana ve tüm yakınlarına …
Tüm blogger arkadaşlarım da sanırım benimle aynı karışık ve acı dolu duygular içersindedir eminim...
Sanal alemin , sanal dostluklarından bahseder durur bazı insanlar evet gerçek olmayan bir dünyada malesef ki hayatın acı gerçekleriyle yüzleştiğimiz zaman herkes kenetlenmiş hep bir ağızdan aynı duyguları farklı şekillerde dile getiriyor nihayetinde hepimiz insanız ve gerçek hep aynı …
Bu acı gerçek ve Rabbimin Takdiri biz ne dersek diyelim acısını hafifletmeye yetmez ve yetmeyecek elbetteki acısı her geçen gün katlanarak büyüyecek yüreğinde ,elbetteki hayat devam ediyor lakin acılı ve eksik …Nur içinde uyu küçük melek ahirette annenin şefaatçisi olman şu an için Ablamızın en büyük tesellisi…Sözün bittiği yer bu tabiri sevmem aslında ama bu gerçek malesef ki yadsınamaz…
Rahat ve nurlar içinde uyu günahsız melek…Dualarımızdasın…
Etiketler:
HAYATA DAİR
30 Kasım 2013 Cumartesi
Tarifsiz Çılbır Tarifi...
Nur içinde yat varoluş sebebim..
Ben Hashimato adında Tiroid ve Hipertansiyonu hastalığı olan biri olarak aslında hiç üşengeç de değilimdir ama TSH denilen kan sayımındaki değerim 135 lere filan çıktığında yada 0 sıfırın altına indiğinde T3 ve T4 değerlerim farklılaştığında tarif ettiğim durumları yaşarım kalp çarpıntısı ve dil büyümesi de cabasıdır ama yinede evde yemek yemeyi bekleyen bir prensesim canımıniçi anneciğim ve yakışıklı kocama pişirmem gereken mamalar mevcutken uzanıp yatamam doğrusu…
İşte o günlerden birinde yapmıştım bu güzel çılbırı aslında çok severim ama sadece zor günlerimde ilaç gibi gelir çünkü lezzetine diyecek yoktur ama yemekten de sayılmaz aperatif yada atıştırmalık gibi bir şey işte yanında yine de birşeyler yapılması gereken protein değeri yüksek ama gözlerimizi ve midemizi pek doyurmayan güzel mi güzel bu tarifi paylaşalım bakalım bugünde sizlerle...
Aslında hayat bugünlerde beni hem yoruyor hemde çooook kırıyor , normalde hayattan zevk almasını ve aldığım her nefes için şükretmesini bilenlerdenim çok şükür ki ama insanlar artık beni fazla yıpratmaya başladı ve ben bu duruma hiçbir zaman engel olamıyorum yüzüm yumuşak sanırım…
Sadece işleri düştüğünde canım cicim deyip zor günümde yanımda olmayan tüm eş, dost akraba ve yakınlarım ben size yine de teşekkür ederim bana hayatı daha iyi anlamamı sağladığınız için… Hayat bazılarına çok cömert davranırken bazılarınada çok büyük yükler yüklüyor sanırım… Bende yükü bihayli sırtlayan insanlardanım...
Ama sadece ben değil annem ,ablam ve eşim de öyle hatta rahmetli babacığımda öyleydi o da bunca vefasızlığa daha fazla dayanamadan 59 yaşında bizleri bıraktı ve gitti çooook uzaklara bir daha dönmemek üzere...Oysaki canım mavişim babişkomda melekler meleği dünya tatlısı bir insandı... Hayat ondan 6 yaşında babasını 7 yaşında da annesini almıştı... Akrabaları sahip çıkmış tabi sahip çıkmış derken malı mülküne de ama malesefki çok erken iş hayatına atılmış ve ayakları üzerinde dimdik durmayı başarmıştı babacığım...
Taki o illet hastalığa yakalanıncaya kadar hoş yine de bir gün bile ahhh demedi hastayım diye yan gelip yatmadı hatta hayat ona mucizeleriniz bile gösterdi... 3 ay ömrün kaldı dedikleri halde Başhekimin biri hemde yüzüne karşı patttt diye ona rağmen hayata tutundu 2,5 yıl ve öyleki Akciğerindeki o 3. üncü evredeki 11 cm 'lik küçük hücreli korsinomlu akciğer CA dan eser bile kalmamıştı ve mutluluktan uçuyorduk ki Ayder tatili sonrası uçaktan indiğimiz gün çekilen emarımızda Pankreas metastasından bahsedildi... İstanbul Tıp Fakültesi Çapa Onkolojideki Prof. Dr.Yeşim Hanım bize öyle bir haber verdiki 3 gün yada 1 ay ama malesef son evreye geldik yapılacak hiçbirşey yok ama sadece bir ilaç daha deneyebiliriz ailecek karar vermeniz gerekir dedi lakin hasarlarının da çok büyük olduğundan bahsetti bize Rahmetli Babacım o gün takati kalmadığından emar sonrası ilk kez hastaneye gelmemişti bizimle ve Yeşim Hanım beklediği bir durum olduğunu bizimle yalnız konuşmasının iyi olacağından bahsetti biz ablamla ağlaya ağlaya evin yolunu tuttuk...
Ne yapacağımızı şaşırdık ve sevgili büyük dayıcığıma telefon açıp kendisiyle bir şey konuşacağımızı söyledik ve ona açıldık zaten evde babama hissettirmemek için , içimiz kan ağlarken gülüyorduk her daim olduğu gibi o zamanlar çalışıyordum da babama dayıma kahve içmeye ineceğimizi söyledik ve dayımın evininin yolunu tuttuk tabi hüngür hüngür neden o kadar ağlıyordunuz derseniz o güne kadar hep babacığımın yanında güldük içimize ağladık ama son duyduklarımız artık içimizdeki volkanı patlatmış gözyaşlarımız lav gibi akarken içimiz yanıp kavruluyordu ..
İşte böyle dostlar sonra dayıcığımla artılarını eksilerini konuştuk ve kararı bizim vermemiz gerektiğini söyledi ...Top yine ablam ve bendeydi tüm yük omuzlarımıza binmişti nasıl bir karadı bu ALLAH'ım nasıl bir aşama ya 3 gün yaşayacak yada ilaç sayesinde 1 ay bilemedin iyimser tablodada en fazla 3 ay tabi bizde ablacığımla içimizde uhte kalmaması adına denemeye karar verdik o ilacı çünkü bizim için bir gün değil booncuk gözlümle yaşıyacağımız 1 dakika bile çok önemliydi çünkü o bizim babamızdı canımızdı...Her kız evladının olduğu gibi babalarına aşık 2 kız çocuğuyduk biz...Bize bir kere bile kızmak şöyle dusun babam sesini bile yükseltmemişti hiç bir zaman kırmamıştı ne bizi ne de bir başka hiç bir kulu kırmamış bir melekti o ...Neyse biz kararımız verdik ve Dr .telefonla bildirdik ve ilaçlarımız teslim almak üzere yola koyulduk salya sümük...Ve ne mi oldu sonunda o ilaçlardan sadece bir kür aldı babacığım ama en azından 1 ay daha bizimle yaşadı...Ne acıdırki hep kaybetme korkusuyla yaşamış olmamıza rağmen son konuşmamızdan sonra yerdemi gökdemiydik yaşayan ölülermiydik hatırlamıyoruz o anları her an kaybetme korkusu nedir bilirmisiniz bilmem ama biz bu duyduyla uzun yıllar yaşadık ve halen de yaşıyoruz babacığımı kaybettik ama aynı duyguları sevgili prensesim canımıniçi anneciğimde de yaşıyoruz...Yani yine içimiz kan ağlarken yüzümüz gülüyor tabiri caizse Polyannacılık oynuyoruz hayatla resmen...
Ayrıca bildiğiniz gibi ALLAH bunca süreci yaşarken dünyanın meyvesi bir evlat da nasip etmedi bizlere yüce mevlam vardır elbet bir bildiği dedik üstünü örttük geçtik... Diyeceğim o ki dostlar o kadar büyük acılar ve duygu çöküntüleri yaşadık ki şu hayatta artık insanların yaptıkları sadece içimde kalan lavlardan kor haline dönen ateşi körüklüyor sadece...
26 Şubat sabahı işe gitmek üzere yola koyulduğumda babacığımı öpüp kokladım sarıldım helalik istedim ve bana dediki kızım bu akşam gelme Sefaköy'e git yarın doğum günün ve bende uzun zamandır senin evine gelmiyorum doğum gününü evde yapalım ben annen ve ablanla atlarım bir taksiye gelirim evde kutlama yaparız uzun zamandır eve gitmiyorsun bir toparla evi yarın görüşürüz dedi ...Tamam babacım yarın görüşürüz dedim ve işe gittim...Akşam dönünce evi aradım ve ablamla annemle konuştuk rahmetli babamın iyi olduğunu banyosunu yapıp benim almış olduğumve çok severek kullandığı pijamalarını giyip annemden portakal istediğini belirtti ve babacım ben soyarım dedim ama illaki annemin elinden yiyecekmiş Emelcim dedi ablam ve portakalını yedikten sonra tabakta kalan bir dilimi elleriyle ablamın ağzına vermiş bir dilimde anneciğimin son dilimide kendisi yemiş ve uykuya dalmış… O yüzden ben konuşamadım telefonla ablam merak edecek bir şey yok gayet iyi babam dedi yarın gelince görüşürüz dedi ve telefonu kapattık… Ben biraz evi toparladıktan sonra saat 1.30 gibi yattım tam yastığa başımı koymuşum ki acı acı çalan bir telefonla odaya doğru ilerledim eşim telefonu bende önce açtı konuşt ve bana sarılıp başımız sağolsun dedi… Evet babam artık yoktu dünyam kararmıştı nasıl olurda 2,5 yıl bir akşam bile bırakmadığım babacığımı kıramadığımdan dolayı eve giderdim ben kendimi o yüzden hiç affetmedim ...
Zaten ablacım canım benim bizden hemen sonra dayımı aramış bir çırpıda gelivermiş ki, babacığımın öldüğüne inanamamışlar çünkü gülümsüyormuş ve nefes alıyormuş gibi gelmiş onlara ama babacığımın ayaklar buz kesmeye başlamış ve tek gözü açık kalmış dayıcığım kapatamamış tek gözünü tam o sırada ben geldim dayım bir kere daha yüzünü açıp gözünü kapatıcaktı ki ben gelince kendiliğinden kapanmıştı yani anlıycağınız ben o gün bugündür 30 yaşıma bastığımdan beri doğum günümü en acı günüm olarak tanımlarım beni tanıyan herkez bunu çok iyi bilir…
27 şubat 2005 en acı günümdü benim dostlar...
İşte bu kaybetme korkusu yüzünden anneciğimi bırakıpta evime gidemem ablam yanında olmasına rağmen aynı acıyı yaşarım diye hep korkarım malum tarih tekerrürden ibarettir inşallah öyle olmaz ama alın yazısı işte bizler bu hayatta yazılmışları oynayan figüranlar değilmiyiz sizce ALLAH'ın bize verdiği akıl ve fikir sayesinde önümüze çıkan yol ayrımlarında iyi yada kötüyü seçme özgürlüğü bize verilmiş elbette ama yinede bütün yolların sonucunda yazılmışlar çıkar karşımıza en azından ben böyle düşünüyorum doğru yada yanlış bilemem...
Blog yazmaya başlamamdaki en büyük sebep yalnızlık hissime bir meşgale gerçekte olmayan insanların sanal alemdeki samimi duygularını ifade edişe kapıldım bu yüzden daha fazla sarıldım bloguma ama gel görki bu dünyada fazla gerçek ve dürüst olmuycaksın samimi duygularını insanlar kendi yapmacıklıklarıyla karıştırıyor… Herşeyden önemlisi insanlar körler sağırlar birbirini ağırlar misali blogdaşlar arasında bile inanılmaz şeyler yaşıyorum ve şok üstüne şok oluyorum ...Vefa denilen şey parayla pulla ifade edilebilseydi sanırım etrafta vefasız kimse kalmazdı… Sanırım burda doldum artık çünkü babacığımla olan olayları yazdığım anlar itibariyle klavyem su içinde kaldı...
Çılbır tarifinden nerelere geldim bende anlamadım aslında o kadar doluyum ki bilemem kim okur kim okumaz ama ben içimi döktüm klavyemin tuşlarına yazım hatalarım yada anlatımdaki ifadelerimin anlamsızlığı için affınıza sığınırım kalın sağlıcakla...
Malzemeler
- 4 adet yumurta
- 2 su bardağı su
- 250 gr yoğurt
- 1 diş sarımsak
- 1 yemek kaşığı sirke
- 1tutam kırmızıbiber ,nane
- 1 yemek kaşığı tereyağ
- Tuz
Yapılışı: Tenceremize su ,tuz ve sirkemizi ilave edip kaynatalım sirke sayesinde yumurtalarımızı kırdığımızda dağılmasını engellemiş oluyoruz…Yumurtalarımız kaynayan suyumuza kırıp üzerleri beyazlaşınca kevgir yardımıyla sudan çıkartalım …Yoğurdumuzu bir diş sarımsakla ve bir miktar tuzla karıştıralım ve yumurtalarımızın üzerine dökelim…Tavamızda tereyağımızı eritip kızdıralım arzumuza göre kırmızı pul biber ve nane ilave ederek yumurtalarımızın üzerine ilave edelim …Sıcak servis yapalım…
Etiketler:
HAYATA DAİR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












