expr:class='"loading" + data:blog.mobileClass'>

9 Ağustos 2016 Salı

Hacı Abdullah Lokantası

 Sevgili Şafak'ın daveti üzere blogger dostlarla birlikte,  Zorlu Center'da açılan Hacı Abdullah Lokantası'nın konuğuyduk bu defa…



Beyoğlu'ndaki Hacı Abdullah Lokantası'nın  müdavimlerinden olduğumu söylebilirim.Üstelik bazı akşamlar işten geç çıkıp gittiğim vakit , sevdiğim lezzetlerin kalmadığına üzülüp hayıflandığım hiç de azımsanamayacak kadar çoktur.Tabi benim sistemi kapatıp kasa teslimatım ve personelin çıkışını beklemem bir hayli vakit kaybı olduğundan bu hayıflanma…
 Lezzet ve kalitesinin yerinde olması ve  müdavimlerinin fazla oluşu nedeniyle kalmamış olduğunu bildiğimden dolayı sunulan farklı yemekleri de büyük keyifle yediğim doğrudur efendim.
Özellikle komposto ,turşu ve tatlılarının tadına doyum olmaz…





 Hacı Abdullah Bey'in aramıza katılıp bize değerli bilgiler aktarmasıyla şenlenen yemeğimize dair bazı bilgileri paylaşmak istiyorum sizlerle…

 Aranızda benimle hemfikir olanların bulunduğuna binayen söylemek istediğim şu ki ; Bazı değerleri yitirmemek ,tarihe ve aslına bağlı kalmak adına yürütülen işletmelere dair değerli ve başarılı bir büyüğümüzün anlattıklarını dinleme bana ayrı bir huzur ve mutluluk verir her daim.


130 yıl sonra Beyoğlu dışında ilk kez Zorlu'da açılmasının ardından geçen ayda Ankara'da yeni bir şube açan Hacı Abdullah Lokantası’nın asırlık tarihi “Ahilik Teşkilatının” devamıdır. Köklü kuruluşların geçmişi, ya babadan oğula geçer, ya da para ile şirketler tarafından satın alınarak el değiştirir. Hacı Abdullah’ta ise iki kural da geçerli değildir. Hacı Abdullah'ın 1888 yılında başlayan serüveni “Ustadan Çırağa” devralınarak gelmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Karaköy Rıhtımı’nda “Abdullah Efendi” adıyla bir lokanta açılır. Lokantanın işletme ruhsatı bizzat “Sultan II. Abdülhamit Han” tarafından verilir. Ülkeleri adına İstanbul’u ziyaret eden resmi ve özel heyetler, Abdullah Efendi’de ağırlanır. 1915 yılında ise  Abdullah Efendi Lokantası, Karaköy Rıhtımı’ndan Beyoğlu’na taşınır.İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Rumeli Han zemin katında hizmetine devam eder. “Abdullah Efendi” burada da Usta’dan Çırağa devredilmiştir
1940 yılında ise “Abdullah Efendi”, Rumeli Han’da 25 yıl yerli yabancı çok sayıda ünlü misafirlerini ağırladıktan sonra yine “Usta Çırak” nöbet değişimiyle, eski adı Bursa Sokak ve Ahududu Sokak yeni adıyla Sadri Alışık olan, Türk Sinemasının kalbinin attığı sokağa taşınır ve “Hacı Salih” ismini alır.
“Abdullah Efendi” ve “Hacı Salih” adıyla kalitesinden hiç taviz vermeden Osmanlı-Türk Mutfağının bütün özelliklerini taşıyan lokanta, 1958 yılında şimdiki bulunduğu yerine, Ağa Camii yanındaki Sakızağacı Caddesi’ne taşınır. Lokantaya adını veren “Hacı Salih” ilerleyen yaşını göz önünde bulundurarak, O’da 1888′den bu yana sürdürülen geleneğe uyar ve yetiştirdiği çıraklarına, yani hizmetin emekçilerine, ustalarına devreder.
Kalite ve hizmetin gurur veren onurunu, güzelliğini bugüne taşıyan “Hacı Salih” ismi, resmi prosedür gereği değişmek zorunda kalır. 1983 yılında bir tevafuk sonucu yine 1888′li yıllardaki ismine rücu eder ve “Hacı Abdullah” ismini alır.
Sultan II. Abdülhamit Han’ın resmi müsaadesi ile açılan lokanta o günden bu güne aynı tadı muhafaza ettiğini, 90 yıl önce yemek yiyen ve bugün de lokantamızı şereflendiren Osmanlı torunlarının, şeref defterimizdeki yazdıklarından öğrenmek mümkündür.
 Hacı Abdullah yemeklerinin lezzet sırrı nedir diyecek olursak eğer; Tüm yemekler eski usül bakır kazanlarda pişiriliyor. Bu kazanlar 2 haftada bir kalaylanıyor.Buda tüm lezzetlere yansıyor elbette.
 Tüm yemekleri içme suyu ile yapıyor. Asla terkoz/çeşme suyu kullanılmıyor. Yemeklere kullanılan yağlar Urfa'dan geliyor. Yöresel bir çok sabit lezzet bulunuyor. 
Hacı Abdullah Lokantasındaki lezzet şölenimiz bu nefis, Lebeniye Çorbası ile başlıyor efendim ,herşeyi ile tam kıvamında bir çorbaydı çok beğendim.


 Dağ Kekiği / Zahter Denizli'den geliyor, Maş Fasulyesi, Kuru Dolma, Salça ve Baharatlar Gazi Antep yöresinden.
Bu leziz zeytinyağlı enginarı denemelisiniz mutlaka ,










Ayrıca leziz yemekleri tadımladığımız sırada bizlere sunulan Osmanlı Saray Şerbetinin tadına bayıldım…
Tüm personelin nazik ve kibar yaklaşımları ise takdire şayan diyebiliriz efendim. Hacı Abdullah Lokantasına ulaştığım andan itibaren gösterilen yaklaşım ve ilgi ,bu konuda çok tecrübeli aynı zamanda belli bir saygıyla, eğitim aldıklarının ifadesi…










 Günlük gelen manda sütü ile yoğurtlarını yapıyorlar ve inanılmaz derecede güzel bir lezzeti mevcut


Nane ve fesleğen ile yapılmış olan ayranlarını da tatmanızda fayda var derim.
Birbirinden güzel zeytinyağlılara gelecek olursak eğer;


 Kuru domatesli ve cevizli yeşil salata, zeytinyağının verdiği inanılmaz lezzet ile bütünleşince harika bir tat  bıraktı damağımda…


Yoğurtlu semizotu salatası ise herşeyi ile tam kıvamında ve lezzeti yerindeydi …


İşte efendim o nam-ı değer komposto bizim vazgeçilmezlerimizden olan ve yemek kütürümüzde pilavların yanında olmazsa olmazımız ..Tadı ve lezzeti inanılmaz güzel mevcut rengini elde ederken kâfi miktarda kızamık şekeri yani lohosa şerbetlerinde kullanmış olduğumuz şeker…

Zahter salatasını daha önce hiç denememiştim ama farkı güzel bir lezzeti var…

 Humus ile olan düşüncem her daim baki benim vazgeçilmez lezzetlerim arasında biraz tahin tadı ağarlıklıydı ama lezzeti yerindeydi…



Düğünlerde ve en özel günlerde vazgeçilmez bir lezzet olan keşkek harikaydı…



 Kuzu Tandır yanında eşlikçisi olan nefis bir iç pilav mevcut ,Yufka Hamuruna Sarılmış Şehriyeli İncik, Ispanak Yatağında Piliç Topkapı herbiri ayrı lezzet ve güzellikteydi…





Ispanak Yatağında Piliç Topkapı …


 Yufka Hamuruna Sarılı Kuzu İncik…


Kuşkonmazlı enginar dolması inanılmaz derece güzel ve lezzetliydi…



 Günlük olarak zeytinyağlı çeşitleri bulunuyor. Yemeklerde kullanılan zeytinyağı uluslararası ödüle sahip, fiyat olarak da piyasanın %50 üzerinde ücret ödenerek alınıyor.Bu yüzden birçok yemeğin lezzetine bakıp afiyetle yemiş olmamıza rağmen midemizde bir ağırlık yada herhangi bir yanma hiss dahi olmadı ki benim reflüm olmasına rağmen.Kalitenin tesadüf olmadığının bir yansıması bu lezzete ulaşmak için maliyeti ne olursa olsun en kaliteli ürünün kulanılması kaçınılmaz.




 Tatlısız asla olmaz diyenlerden biri olarak Tatlı vitrininin sürekli yenileniyor olması güzel bir ayrıcalık . Ekmek Kadayıfı ,Fıstıklı Kadayıf ki tadına ve şeker kıvamına bayıldım ,Muhallebi, Haşhaş Tatlısı ve Samsa Tatlısı olmazsa olmazlar arasında

İncir Tatlısı


Fıstıklı Kadayıf…


Ekmek Kadayıfı…


Karamelli Trileçe…



Günümüzde çok tercih edilen tatlılardan biri olan Trileçe 'de çok başarılı…




 Ayrıca, Eski Osmanlı Saray Mutfağı yemekleri ile ilgili Osmanlı Arşivini izin alarak incelemek istiyorlar ve bu konuyla ilgili olarak bir takım girişimleri oldu, izin bekleniyor. 500'e yakın kaybolmuş lezzet ve yemeği tekrar canlandırmak ve halka sunmak istiyorlar.Aslında Dünyada bir numara olması gereken yemeklerimize gereken özen ve önemi gösteren tavır ve davranışları takdiri hakediyor.Zaten iyi bir damağı olan ve yemeği sadece karın doyurmak için değilde kalitesi ve lezzetiyle damaklarda şenlik havası yaratacak nitelikteki yemekleri yemeye önem gösteren insanların varlığını da unutmayarak bu uğurda hizmet veren müesseselerin tavrı ve tarzını ayakta alkışlamak gerektiği inancındayım.


  Özellikle Turşu ve kompostoları çok meşhur Hacı Abdullah Lokantalarının. Tıpkı eskiden annelerimizin yaptığı gibi zamanında taze meyveleri alıp kaynatıp kavanozlarda saklanıyor. Bu sayede kışın bile taze meyveyi komposto şeklinde yeme şansınız oluyor.


 Kompostolar için meyveler; Kayısı Malatya'dan, Şeftali ve Armut Bursa'dan, Sarı kiraz, Erik Ege Bölgesi, Ayva Sakarya'dan getiriliyor.Çok severek ve keyifle yiyeceğinize inandığım kompostolar nefis bir lezzete sahip.


 




















  Mesela şu sıralar Ege'den parti parti kaliteli enginar topladıklarını  ve  kış için konserve yaptılarını aktarıyorlar bize…Herşey zamanında güzel tabi bunları lezzettseverler yansıtmak için en ideal yöntem bu olsa gerek…


 Bizlere sunulan meyve ve nefissss kahvelerin fotoğrafını almaya fırsatım olmadı efendim …
Birbirinden nefis lezzetler eşliğinde damak şenliği yaşadık adeta …
Bu güzel günü Sayın Hacı Abdullah Bey ile bir arada güzel bir kare ile sonlandırdık…


 Güzel ve nefis lezzetlerle bezeli günde konukseverlikleri için Hacı Abdullah Lokantası yetkililerine ve tüm personeline teşekkürlerimi gönderiyor ve saygılar sunuyorum.


 Anlarda yaşadıklarımızı ve nefis lezzetleri damaktan dimağa nakşederken bir günün daha sonuna gelerek anı defterimizde bir mutlu sayfayı daha kapattık efendim.

Sevgili Şafak uzun zaman sonra ifade edemeyeceğim güzellikte bir güne davetinle vesile olduğun için sonsuz teşekkürler…

Hoşça ,mutlu ve sağlıkla kalın …


6 yorum:

  1. ben genel olarak beğendim ama Beyoğlu'nun tadı başka bence..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orası öyle tabiki Beyoğlu 'nun tadı bir başka .
      Nede olsa ilk göz ağrımız...
      Sevgiler tatlım.

      Sil
  2. Canım benim ayaklarına sağlık. Yazıni okurken o güne gittim tekrar.
    Sevgiler
    Safak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlım çok teşekkür ediyorum.
      Sevgilerimle 💗

      Sil
  3. Lebeniye çorbasını ilk defa duydum ne kadar güzel yermiş, çok sevdim :)) Sunumlar iştah açıcı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Sevgili Gözde, çok güzel bir mekân ve lezzetleride harika…

      Sil

Güzel yorumlarınızı ve eleştirilerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim...
Bıraktığınız yorumlar için şimdiden teşekkürler...Sevgi ve saygılarımla...

Follow by Email

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...