expr:class='"loading" + data:blog.mobileClass'>

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Mantı ve Anılar ...


   Benim Sevgili Anneciğim Balıkesir 'in Bandırma ilçesi Kırım Tatarlarındandır...Yüzyıllar önce Kırım 'dan zorla göç ettirilmiş atalarımız ve Türkiye'de Bandırma 'ya yerleşmişler...Annem İstanbul'da doğup büyümüş Rahmetli anneannem mantı , çiğbörek , tavabörekler yapardı ve hep birlikte afiyetle yerdik evin bahçesinde ailecek...

    Çok güzel günlerdi çocukluğumuz anneannemin bahçesinde koşturarak geçerdi...Apartman hayatında alt komşularımız rahatsız olur diye annem sağolsun parmak ucunda yürütürdü bizi nerdeyse ama anneannemlere gidince özgürdük  anaaaneeee  koşabilirmiyiz diye izin isterdik anneannem de dilediğiniz gibi koşun alt katta fareler var onlarda rahatsız olmaz derdi bize... 

    Evimizin 2 katlı bahçesi vardı alt bahçede ortancalar setin üzerine sırasıyla rengarenk dizilmişti Rahmetli Dedecim evin üst tarafına asmalar sarılsın diye demirden uzunca direkler yaptırmıştı...Üzüm zamanı ordan sarkardı aşağıya doğru siyah ve sarı üzümler sarma yapraklarını da merdivenle toplardı dayımlar anneannem dolma yapıcağı zaman...

     Üst bahçemize 22 tane merdivenle çikardık önce yol boyu dizilmiş sağlı sollu rengarenk güller ekilmişti...Yolun bitiminde de üst bahçe kapısı ayrıca kömürlük vardı hemen yanından da leylak ağacı akasyalar çeşitli çiçekler ve anneannemin diktiği marul , yeşil soğanlar vardı ayrıca bize küçükte bir kulube yapmışlardı kapısında da minik çandan zili olan  ablam ve ben orda evcilik oynardık mutlu mesut... Anlattıkça anlatasım gelir annemlerin eski evini...

     Ahşap bir kapıdan eve girerdik yanında kocaman bir ceviz ağacı vardı anneannem bize salıncak kurardı hep o ağaca ve  2 adet basamak inerdik zemini beton olan bahçenin içinde bulurduk kendimizi kapının hemen arkasında büyük bir seti olan çeşme vardı her sabah bahçe yıkanır çiçekler sulanırdı ... Beş on adım gittikten sonra yine 2 adet basamak çıkardık ve demir kapı ve camekanın olduğu oradada yine çiçekler mevcuttu altlarına da raflar yapılmıştı ve ayakkabılık görevi yapıyordu Rahmetli anneannem onlara çok güzel örtüler dikmişti örtüleri şöyle ucundan kaldırıverir ayakkabılarımızı koyardık kapıdan içeri girince...Karşısında da terliklerimiz alıcağımız raflar vardı  ve yine aynı ritüelle örtünün ucundan kaldırılarak terliklerimizi alır ve ayacıklarımıza geçiriverirdik , hemen ardından kahverengi ahşap  bir kapı karşılardı bizi eve açılan ana kapıya ulaşırdık nihayet ordada vestiyerimiz vardı üzerinde de rafları olan,  o raflarda da kutu kutu bisküvilerve çikolatalar dururdu her daim teneke kutuların içersinde ve yanında eskileri o meşhur merdaneli çamaşır makinesi dururdu...  

   Evin oda kapıları bu alandan açılırdı 4 adet kocaman odalara...Salon , oturma odası , dayımların odası ve yatak odası... Artı holün bitiminde de mutfağa açılan bir kapı vardı kapının yanında da tel dolap ordanda tekrar bir kapı ve yüksekçe bir basamak çıkarak balkona ulaşırdık...

   Haliç manzaralı önünde apartmanların olmadığı kocaman bir deniz görüntüsü...Ardından balkondan indikten sonra uzun bir düzlük yürüyüverirdik ve yine aşağı doğru 20 adet merdiven bir büyük soluklanıcak basamak  ardından 2 merdiven daha sonra aşağı kıvrılan bir basmak ve uzunca sola avluya doğru gidilen bir mesafe daha yine bir basamak inerek etrafı duvarla kapatılmış üstü açık avluya ulaşılırdı...

  Ayrıca balkon ve merdivenlerin olduğu yerin tavanını yine camekan yapmıştı dedem gün ışığından da faydalanmak için ve mutfakla balkonun arasındaki düzlükte avluya bakan bir de pencere vardı ... Tuvalet banyo ve el yıkamak için geniş bir alana da az önce bahsettiğim basamakla inerdik ve öyle ulaşırdık oradan da kış için yapılmış yine aşağı doğru bir basamağı olan bodrum mevcuttu kışın bahçeye çıkmak zor olur diye alınan odun ve kömürlerin bir kısmı oraya taşıverirdi sokaktan oraya açılan minik bir kapı vardı ordan bir kısım yakacak boşaltılır bir kırmıda üst bahçe kapısına boşaltılır ve hep birlikte taksim edilirdi kışlık yakacakları ...

    Dışardan gelince  üzerimizdeki montlarımızı vestiyere astıktan sonra biz bu sefer 4 adet büyük kapının yanyana olduğu ortadaki iki kapısının açıldığı holümüze ulaşırdık ve oracıkta da buzdolabı ve hemen yanında da bir divan vardı ve karşısında da üzerinde telefonun ve eski radyoların durduğu kahverengi mobilyadan bir dolap vardı altı ve yanları camdan yapılmış bir vitrin aynı zamanda... İşte tam burda tepsiler dolusu mantılar hazırlardık anneannem ,annem,teyzem ,ablam ve ben... Ananem (ben hep ananeeee derdim arada alışkanlığın verdiği yazımlar olabilir ) açar ve keserdi annem ve teyzem etlerini koyup kapama yaparlardı bir yandan da bize öğretirlerdi... Öte tarafta mutfakta kocaman tencerelerin içinde kaynayan tuzlu sulara atıverirdik mantıları pişene kadar sabırsızlanırdık tabi sevgili ananem yanına da güzel vişne kompostosu yapardı soğuk soğuk ohhhh misssss mantının  üzerine de bolll tereyağlı biberli sosu ... 

   Hepbirlikte alt bahçede sedirin olduğu yerde yerdik mutlu ve mesut  kocaman uzun bir masamız vardı camekanın arka tarafındada ufak bir depo  biz oraya kulübe derdik dayımın bisikleti bizim bütün oyuncaklarımız tamiratla ilgili alet edevatın bulunduğu bir oda masamızın ve oturma bölümümüzün bulunduğu kısımdı orası ayrıca yukardaki asmalardan dolayı da bahçenin en serin yeriydi ben hep yemek yerken kolları ahşap bahçe koltuklarımızda oturmak isterdim boyumda ufak gelir üzerine minder takviyesiyle otururdum büyük bir onurla ... Ayrıca arkasına yaslanılan ayaklarını da uzatabildiğin 2 adet büyük koltuk vardı oturunca rahatlığından içine gömülüverirdin onlar da rahmetli dedem ve anneannme ait koltuklardı... Her ikisi de masanın iki başında otururlardı sevgi dolu bakışlarıyla...
   
   Keşke yanımızda olabilseler büyüklerimiz ve o güzel günlere tekrar dönebilsek ama malesef... Neyse ki biz aile ve birlikte olma kavramlarının içlerinin boşaltılmadığı dönemlere yetişebikldik ve sıkı aile bağlarına sahip nadir insanlardanız... Ayrıca annemlerin evi bizim okulumuza da çok yakındı sabahları kahvaltımızı yaptıktan sonra annem evi toparlardı ve birlikte yola çıkardık annem dedemlere biz de okula giderdik ablamla annemde eğer misafir varsa bizi okuldan çıkana kadar beklerdi ve biz eve gelir birşeyler atıştırırdık ordan da kendi evimize doğru yol alırdık yada babacığım da gelirdi akşam da beraber olur , hepbirlikte yer içer uykumuz gelince  evimize dönerdik...O yüzdendir ki anneciğim halen anne ve babasının yokluğuna kolay alışamaz hemen her gün bir kaç damla gözyaşı akıtıverir derken dayım ve babacığım aklına gelir bana düşen de anneciğime teselli vermek olur ...

    Bayramlarımızı hep birlikte geçirirdik bayram kahvaltısını o güzel evde ailecek yapardık Kurban Bayramının da ayrı bir güzelliği vardı mesela kesilecek olan kurbanımız 10 gün önceden alınırdı üst bahçede beslerdik anneannem kınasını yakardı Rahmetli Babacığım , dedeciğim ,anneannem ve  dayım birlikte kurbanı keserlerdi kurbanın kanından küçük dayım parmağıyla alır alnımızın ortasına bastırıverirdi... Ayrıca anneannem kurbanımızın gözü üçün iğne oyalı bembeyaz tülbentler hazırlardı ve kesilirken gözünü o tülbetle kapatıverirdi... Daha sonra bahçe güzelce yıkanırdı ve kahvaltı için etler kavrulur güzel masalar hazırlanırdı neşe içersinde ...

  Seviçlerimizi ve hüzünlerimiz hep birlikte yaşardık beraber ağlar beraber gülerdik bir problem olduğunda da birden parlar birden sönüverirdi ortalık anında eski haline dönüverirdi... Kinler , küslükler olmazdı hiç aramızda... Taki sırasıyla dedem , dayıcım ,anneannem ve babacığımı kaybedene kadar böyleydik hep ama tabiki hayat şartları ve herkesin ekmek mücadelesi zamanla bizleri ayırıyor ama yine de özel günlerde ve bayramlarda eksikte olsak toparlanmayı başarabiliyoruz bir nebze de olsa...

   Artık nerde o eski günleeeeerrrrr  deriz her aklımıza düştüğünde.... Ayrıca sevgili dedecim dış kapımızın önünden gelen geçen eş dost tanıdığı da davet ederdi değmeyin keyfe... Çiğbörek yapılınca da aynı olurdu telaşe ve yeme merasimlerimiz ...

  Annemlerin ve bizim çocukluğumuzun geçtiği o güzel müstakil evi tarif etmeye çalıştım merdivenler ve kapılarla dolu çiçek bahcesi harika bir evdi... Artık malesef ki apartman oldu ve annem şu anda orda oturuyor...Manzara aynı ama apartmanların yüksekliğinden denizimiz ikiye bölünmüş vaziyette ama Haliç Köprüsünü de gayet açık ve net görüyoruz hatta Edirnekapı ya kadar önümüz açık...

  Galiba bu yüzden çocukluğumuzun geçtiği bu evde yaşamak bana müthiş huzur veriyor ve bu yüzden ne annem ne de ben kendi evime Sefaköy'e bir türlü alışamıyorum...Anılar ,anılar ,anılar sanırım insan güzel anıları olmazsa bugünü güzel yaşıyamaz diye düşünüyorum...

  Umarım sıkılmamışsınızdır dostlar ...Artık mantımızın tarifine başlıyalım...Tabi ben annemler kadar minik yapamıyorum ama lezzeti sanırım ona yakındır...


       Malzemeler
  • 4 su bardağı un
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı ılık su
  • 1 çay kaşığı tuz
       İç Malzemesi İçin
  • 250 gr kıyma
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 adet soğan
       Sosu  İçin
  • 250 gr yoğurt
  • 2-3 diş sarımsak
  • Tuz
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
  • 1 çay bardağı su

  Yapılışı : Bir kabın içersinde Unun ortasını havuz şeklinde açıyoruz...Tuzu ve yumurtayı ekleyip karıştırmaya başlayalım ... Suyunu da yavaş yavaş ekleyerek ele yapışmayan sert bir hamur elde edene kadar yoğuralım... Hamuru yuvarlak hale getirip üzerini nemli bir bezle örtün ve 20 dakika kadar dinlendirelim...
   Bu arada Soğanı minik minik doğrayıp Kıyma, soğan ve karabiberi iyice karıştıralım...Hamuru 3-4 parçaya bölüp  bir parçasını alıp merdane yardımı ile bıçak sırtı kalınlığında açalım ... 1′er cm’lik kareler halinde keselim...İçlerine mercimek tanesi büyüklüğünde kıyma koyup uçlarından birleştirerek kapatalım...Tüm hamurları bu şekilde açıp , kesiyoruz ve içlerini doldurup kapatıyoruz... Eğer hemen tüketecekseniz  ocakta kaynattığınız suyun içine atıp ,mantılar suyun üstüne çıkana kadar pişiriyoruz...
    Eğer saklayacaksanız önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarmaya başlayana kadar pişiriyoruz...
  Sosunu hazırlamaya geçebiliriz artık : Sarımsakları ezip yoğurda ekleyin ve az tuz ilave edip karıştıralım ve tereyağı kızdıralım , salçayı ekleyip kokusu çıkana kadar kavuralım...Pul biberini ekleyip karıştıralım ve suyunu ekleyelim...Kaynayınca altını kapatıp Mantınızı tabaklara aldıktan sonra üzerlerine sarımsaklı yoğurt ve onun üzerine salçalı sos döküp istediğiniz baharatları serperek servis yapabilirsiniz...

Afiyet Olsun...

10 yorum:

  1. elinize sağlık mantıyı çok severim ama maalesef hazırı tüketiyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...
      Bazen çok vaktim olmadığında ve canım çektiğinde ben de hazır tüketiyorum ...
      Sevgilerimle...

      Sil
  2. Ahh nerede eski büyük aileler,birlktelikler..ellerine sağlık Emelcim,nefis görünüyor..Bizde mutlaka sizin gibi evde hazırlarız mantıyı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. EvetNurşencim haklısın nerdeeeeee...
      Şimdi herkez çekirdek aile oldu çıktı...
      Teşekkür ederim canım...
      Sevgiler...

      Sil
  3. Emel'immm ne kadar güzel içten yazmışsın beni bile taa eskilere çocukluğuma götürdün bayıldım canım güzel yüreğine sağlık olsun Ah ahh o mantı yokma o bir de çiğ börek bu ikisi en çok sevdiklerimdendir.Canımmm ellerine sağlık olsun kocaman öpücükler yolladımm.

    YanıtlaSil
  4. Canımsın teşekkürler Vişnapım ne mutlu eskilere götürebildiysem seni de bir nebze olsun...
    Karışık anlatmışımdır diye düşündüm ama ne güzel çok sevindim...
    Kim sevmez ki mantı ve çiğböreği dimi ama öpüyorum seni canım sımsıkı sarılarak ...
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  5. güzel bir çocukluk yaşamışsınız, şanslısınız..
    annemi arayıp ,mantı yapmasını isticem:D çok severim, bayağıdır yemedim:D ellerinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Yeşimcim gerçekten çok güzel bir çocuklı-uk yaşadım ve çok şanslıydım ailem açısından...
      Bence de hemen iste anneciğin o güzel elleriyle yaopsın ve sende afiyetle yersin canım...
      Teşekkür ederim sevgilerimle....

      Sil
  6. Yukardaki yazini okudum cok duygulandim, bizde ayni kaderi paylasiyoruz, benimde atalarim kafkasya sürgününde dünyanin dört bir yerine dagilmis bize ani olarak kalanda sadece yemekler,bunu hatirlayip paylasman cok güzel...Almanyadan kucak dolusu sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ne tesadüf ama çok teşekkür ederim canım sağol …
      Benden de Almanya 'ya kucak dolusu selamlar ,sevgiler öpüyorum seni Siedacım...

      Sil

Güzel yorumlarınızı ve eleştirilerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim...
Bıraktığınız yorumlar için şimdiden teşekkürler...Sevgi ve saygılarımla...

Follow by Email

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...